Sözünözü


  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Özel Arama
Geç Kalan Sevgi Yazdır E-posta
Bugün stresten yapması gereken işlerin hiç birini yapamamıştı..Yetiştirmesi gereken promosyon tasarımları vardı, bir o kadar da az zamanı..Bugün tüm eskis çalışmalarını bitirmeyi ummuştu işe gelirken..Aslında sabah ne büyük bir çalışma şevki ile gelmişti işe, sabah kahvesini içerken çalan telefona kadar, her şey yolunda idi..

Ama o telefon, kahrolası telefon çalmıştı işte ve Ülkü telefonu açmıştı...‘Alo buyurun ben Ülkü’ dedi Bir iki dakika süren sessizlikten sonra, karşı tarafta ki erkek sesini duydu, daha önce hiç duymadığı bu ses bir anda tüylerini ürpertti..
‘Ülkü, kızım ben baban, Kazım..!!’Dondu Ülkü, ne diyeceğini bilemedi telefon da ki sese, nasıl hitap edeceğini bilemedi, nasıl davranacağını kestiremedi ağlasa mıydı?, gülse miydi?, neler hissedeceğini bilemedi..Sonra kendinin bile tanıyamadığı bir ses tonu ile ‘beni nasıl buldun?’ dedi..

Karşı tarafta ki yabancı ses bu soruya cevap vermeksizin ’seni görmek istiyorum ‘diyordu.. -Beni görmek istiyor -dedi Ülkü kendi kendine..-beni görecekmiş- dedi..25 yıl sonra -beni görecekmiş..Sesinde ki şaşkınlık yavaş yavaş nefrete bırakıyordu yerini..bu sefer nefret, kin ve acımazlık kokan bir ses tonu ile tekrarladı ’beni nasıl buldun?’cevap vermedi adam..sonra Adam da tekrarladı ’yanına gelebilir miyim?

’Ülkü ’25 yıl sonra mı ?’dedi bu sefer sesinde hissizlik vardı.. tıpkı kalbi gibi sesi de hissizleşmişti. Hiçbir şey hissetmiyor gibiydi, duyguları bedeni, zihni uyuşmuştu..O an sanki dünya dönmüyor,Ülkü yaşamıyordu. Sonra yine aynı hissiz ses tonu ile ‘gel ‘ dedi..Ve içinden tekrarladı ’gel ve sana olan nefretimi gözünle gör..’Adresi verip, telefonu kapadı..

İşte o an gelmişti..İşte yılların acısı O adamın yüzünde bugün patlayacaktı, işte sonunda annesine ve kendine çektirdiği acıları yüzüne vuracaktı O adamın, Onu 3.5 yaşında bırakıp giden babası 25 yıl sonra -ben senin babanım- deme cüretini gösteriyordu..Bu ne cüretti, nasıl -baba- kelimesini ağzına alabiliyordu ? nasıl telefon edip, Ülkü ye ismi ile hitap edebiliyordu?

Sonra çocukluğunu hatırladı ..Herkes babası ile parklarda koştururken , banklar da oturup başkasının babalarına bakarak ağladığı acı günleri hatırladı..Sonra beş parasız kaldığı ve boş zamanlarında parttime garsonluk yaptığı günleri hatırladı. Eskişehir in soğuğun da elektrik faturasının ödeyemem korkusu ile sobayı yakmadığı, üzerine sardığı battaniye ile tasarım yaptığı öğrencilik günlerini hatırladı, acıktığında açlığını yatıştırmak için sürekli su içtiği ve sonrasında daha fazla açlık hissettiği o yılları hatırladı..

Annesinin onun bu halde zorlukla okuma çabasını nasıl üzüldüğünü, nasıl kahrolduğunu ve evde diktiği dikişlerle ona zor da olsa para göndermeye çalıştığı günleri hatırladı. Ama annesinin gönderdiği üç kuruş para ancak okul masraflarına yetiyordu.Ülkü grafikler olacaktı..Geleceği parlaktı, ama okuduğu okul çok masraflı idi.. gündüzleri haftanın 2 günü ve hafta sonları bir kafe de garson olarak, partime çalışıyor gece sabahlara kadar da proje dersinde verilen tasarımları yetiştirmek için uykusuz kalıyordu..

O yıllar da babasının hayatta olduğunu unutmuştu bile, bu konuda artık taş kesmişti..Babası yoktu onun, baba kavramını bilmeden büyümüştü, sevgisini hiç tadamadan..10, 11 yaşlarında geceleri Allah tan sadece babasının geri dönmesini isteyip ,dua ettiği günleri hatırladı, sonrada kıvrıldığı yatağının içinde babasının bir gün gelip annesi ile onlara sahip çıkacağı inancı ile uykuya daldığı günleri, ama babası hiç gelmedi..bu en fazla 1- 2 yıl daha sürdü, artık Allah a hiçbir şey için dua etmiyordu, Allah var mıydı ? yok muydu? bilmiyordu..Sanki inancını duygularını, hissilerini, kaybetmişti..Tanrının varlığı ve yokluğu ile ilgilenmiyordu ve artık Tanrı dahil kimseden hiçbir şey istememeye yeminli idi..Hayat savaşında yalnızdı, bunu kabullendi genç kızlık döneminde..babasını varlığı ve yokluğu ile ilgilenmeyi bıraktığı gibi Tanrın da varlığı ile ilgilenmez olmuştu..çocuksu kalbi ile ondan yıllarca tek bir şey dilemişti ‘BABASINI’...Ne babası gelmişti, nede Tanrı, onlara babasının geri gelmesi için, yardım etmişti..Artık babası için ağlamaktan ve babasının Allah tan dilemekten vazgeçmişti

15 yaşında..Lisede okuyor ayrıca bir muhasebecinin yanında çalışıyor işe ve okula bilet parası olmadığı için yürüyerek gidiyordu, lise de okuduğu yılarda...Annesi ile dayılarının evinde kalıyorlardı, babası hiç habersiz , Onu ve annesini terk ettiği günden beri ..Dayısını 2 kızı ve 2 oğlu vardı..6, 4, 3, 1 yaşlarında idiler..Bir salon, iki yatak odasından oluşan ev, 8 kişiye çok dar geliyordu..Üstelik yengesinin onları istemediği her halinden belli oluyordu...Annesi dikiş dikerek eve katkıda bulunuyor su ve elektrik paralarını ödüyordu.. Ülkü de kazandığını dayısına veriyor, bazen hiç harçlıksız okula gidiyordu..Yoksa yengesi onları, bir gün bile evinde istemezdi, Ülkü bunların farkında idi..Ama susuyordu, hayat ona susmayı öğretmişti, susmayı ve kimsenin görmediği yerlerde ağlamayı, ama artık hiç kimseden Allah tan bile bir şey istemiyordu..

Ülkü o yıllar da ders çalışmak için en uygun yerin yemek masasının altı olduğunu keşfetmişti O Zaman dayısını çocuklarında kaçıp rahatça çalışabiliyordu...ama geceleri masanın altı karanlık olduğu için ders kitaplarını el feneri ile okuyor, resimlerini o masanın altın da yapıyordu, duygularının aktığı o beyaz kağıtların, gözyaşına, buruk sevinçlere ve hüzünlere dönüştüğü resimlerin de ancak mutluluğu bulabiliyordu.. Resim konusunda çok yetenekli idi. Annesi onu seviyordu bunu biliyordu ama annesi de bu hayat kavgasında yorgun, bitikti. Ülkü babasına hasret, anne sevgisini de tam tadamadan sevgisiz büyüyordu..

Tek tesellisi yaptığı resimlerdi. Duygularının, beyaz kağıtlara aktığı o resimleri çok seviyordu..O yıllar da yengesinin yaptığı haksız hakaretler ve davranışlardan yılmıştı..O masanın altı ve resimleri, dayısını yanında geçirdikleri o sığıntı günlerinde, Ülkü nün sığındığı kalesi olmuştu sanki..O zamanlar -‘ben baban’ -diyen bu yabancı ses nerede idi ?üniversite de çizim yaptıkları rapido kalemleri alabilmek için annesinin tek altın kolyesini sattıklarında nerede idi, bu -ben babanım- diyen ses..??

Dayısı, karısının dolduruşlarına gelip, Ülkü nün üzerine yürüdüğünde nerde idi ; o- babanım - diyen yabancı ses?? O günü hatırladı..Dayısı yüzüne öyle bir tokat vurmuştu ki burnu kanamaya başlamıştı..Yengesi Onu çocukların bakımında yardımcı olmadığı için, dayısına şikayet etmişti.. Burnu kanıyordu Ülkü nün, ama kalbi daha çok ağrıyordu.. Gözlerinde hiç yaş yoktu, tümü kalbine akıyordu..Yengesinin ‘bak gururundan ağlamıyor bile ‘dediğini hatırlıyor.. Evet ağlamadı ne o gün ve ne sonraki günlerde, hiç ağlamadı Ülkü... Hayatta yalnız olduğunu kabul ettiği o gün ağlamayı bırakmıştı... O gün karar verdi, kimseden, hiçbir şey istememekte yeminli idi. Çocuk kalbi ile babasını geri istediği o yılları hatırladı, artık Tanrı dan bile hiçbir şey istemiyordu... Annesi ile ertesi hafta bir göz ev tutup, iki parça eşyaları ile taşındılar dayılarının evinden.. O masanın altı dışında, dayısını evinde olan hiçbir şeyi özlemeyecekti Ülkü Üniversite sınavına hazırlanırken resim hocası bir gün onu yanına çağırdı.’ülkü resmin çok güzel seni Eskisehir de güzel sanatlar akademisindeki grafik bölümünü sınavlarına hazırlayacağım..’dedi..

‘Ülkü ‘sınav orada mı yapılacak hocam? Ben oraya sınava gidemem’ dedi, başını eğerek. çünkü parası yoktu.. öğretmeni ‘sen üzülme.. sadece her gün okuldan sonra bir saat kal.. Ben yol ve sınav masraflarını karşılayacağım.. yeter ki o bölümü sen kazan ‘demişti.. o melek yüzlü ,melek ruhlu resim hocası sayesinde Ülkü o yıl güzel sanatlar fakültesi grafik bölümünü kazanmış ,ama hayat savaşı daha bitmemişti, parasızlık, onu çalışmak zorunda bırakıyordu, yetiştirilecek proje ve tasarımlar çalışma hayatı ile çok zor yürüyordu., annesinin yolladığı üç kuruş para ve kendi kazandığı ile okul malzemelerin zor alıyor ve bazı geceler açlıktan uyuyamıyordu..sonra açlığa da alıştı, artık acıkmaz oldu, karnı guruldamıyor bazen bir simitle bir günü bitiriyordu.. yengesinin dediklerini hatırlıyordu gözleri çaresizlikle yaşlarla her doluşun da ’gururundan ağlamaz bile O’ ,hemen gözlerinde ki yaşları yüreğine akıtıyor, ağlamıyor, ağlayamıyordu.. ve işte O adam ,O yabancı ses -geliyorum kızım- diyordu..nasıl kızım diyebiliyordu? Hiç evlat sevgisini tatmış mıydı ki, ona kızım diyordu? Hiç onu öpmüş müydü? Hiç kucağında baba sevgisi ile uyabilmiş miydi ki? Nasıl’ kızım’ diyebiliyordu.. Ülkü asla Ona , O yabancı sese baba demeyecekti..

Kapı çaldı, editörlüğünü yaptığı reklam şirketinin kapısından,hayatın ağırlığı ile ezilmiş , bir beden girdi.. Küçük küçücük bir vücut, mavi gözler...kırışıklıklarla çevrelenmiş bu gözler Ülkü ye bakıyordu.. O adamın gözlerinde ,kederi ,yalnızlığı, acıyı gördü..ama şefkat yoktu , belki de Ülkü görmek istemiyordu.. Ülkü dondu, kanı akmıyor, kalbi çarpmıyordu.Yıllarca tanrıdan dilediği adam gelmişti, karşısında duruyordu..Yorgun , bitik, üstü başı perişan.....Hayat sanki ona Ülkü den daha acımasız davranmıştı.. Sanki yok olmaya yaklaşmıştı, sanki hayat mücadelesinin son çırpınışlarını veriyordu..

Yaşlıydı..ama yaşı, yaşadıkları sanki rakamlarla ifade edilmeyecek kadar büyüktü..Gözleri doldu Ülkü yü görünce.. Ülkü eli ile koltuğu işaret etti.. Oturdu adam..Ülkü gözlerini kırpmadan Ona bakıyordu.gözlerinde ki nefretten kendini bile korkmuştu .buz gibi soğumuştu elleri, sıcak kanlı Ülkü yerine, buz gibi soğuk biri gelmişti bedenine, içi ürperdi, üşüdü, gözleri donuklaştı..

Şimdi tam zamanı idi haykıracaktı yüzüne, ne kadar küçük bir insan olduğunu söyleyecekti, Annesine ve Ülkü ye, ne çok acı çektirdiğini söyleyecekti, bu karşısında duran O adama.. Ama yapamadı..yolda görüp de acıdığı yaşlılara, yardıma muhtaçlara bunu nasıl yapamazsa , Ona da yapamadı..

Acıdı, baba olarak değil, insan olarak, bitmiş tükenmiş bir insana bir de O vuramadı.. Adam konuştu biraz, annesini sordu, dayılarını..Mahcup ve pişmandı.. bu gözlerinden okunuyordu.. Sonra İşinden memnun olup olmadığını sordu Ülkü ye.. Memnunum dedi Ülkü, sorduğu her soruya tek kelimelik cümlelerle cevap verdi..

Sonra zaten tedirgin oturduğu koltuktan kalktı adam.. Elini uzattı Ülkü ye çekinerek, biraz durduktan sonra uzattı elini Ülkü de.., El sıkıttılar iki yabancı gibi, sonra adam gitti..Kapıdan çıkmadan önce döndü ve yaşlılar yurdunda kaldığını söyledi.. Sanki- beni ziyarete gelir misin ?-diye sorar gibi.. Ülkü yüzüne baktı , hangi hakla bunu istiyorsun der gibi? Gitti adam..
Bir daha hiç gelmedi..
Bir daha hiç telefon etmedi..
Gecen gün gelen bir telefona kadar ondan hiç haber alamadı Ülkü...almakta istemiyordu zaten.. Arayan yurt müdiresi idi..‘babanız öldü diyordu, zaten kanserdi, öleceğini biliyordu..’cebinden size ait olduğunu sandığımız bir yıpranmış resim çıktı sanırım siz 3-4 yaşında iken çekilmiş.. bir de üzerinde Ülkümün telefonu yazan bir not çıktı.. sizi bu telefonla bulduk..biz cenazeyi defnettik, mezarını ziyaret etmek isterseniz lütfen bize uğrayın..’ sesi sitemkar bir tavır almıştı müdirenin ve devam etti.. bu arada babanız çok sevgi dolu biri idi, burada herkes onu çok severdi.. Bize hep sizi anlatırdı, siz bir kere bile ziyaretine gelmediniz Onun, bari bir ara mezarını ziyaret edin..’demişti..

Ülkü yıllar sonra hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, yıllar sonra ağlayabilmişti..Babasının ardından değil, Onu 1 -2 ay önce ziyaret eden, bitik bir yaşlı adamın arkasında..
Ve yıllar sonra ,ellerini açıp Allah tan, yıllar önce geri istediği babası için rahmet diledi mezarı başında..

Yıllar sonra yine Tanrı dan, yine babası için bir şey istiyordu..Tanrı dan babasına rahmet diliyordu. 2 ay önce gelen babasının boynuna sarılmadığı ve Ona her şeyi anlatmasına izin vermediği için gözünden yaşlar sicim gibi akarak, ağlıyordu...Geç kalmış bir sevgi, geç kalmış bir babalığın ardından ağlıyordu..

Ölüm Allah ın emri ve hepimizin başında.. Dün bitti, bugün hediyemiz, yarın ne olacağını biliyor muyuz?

Öyle ise elimiz deki bugünü-hediyemizi-sevmek, sevilmek için harcayalım...

Bir gün gözümüzü açtığımız da, sevmeye ve sevilmeye, çok geç kaldığımızı fark edebiliriz....

SEVGİLERE GEÇ KALMIYALIM......

Bu yazıyı paylaşın:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 


Giriş Sayfası Yap   
   

sivasspor
Pardus... Özgürlük İçin...








Hosting Hizmetleri