Giriş Sayfası Yap        Tavsiye Et  

Anasayfa
Hikayeler
Faydalı Yazılar
Gerçek Hayattan
Komik ve Eğlenceli
Mesajlar
Oyun Eglence
Sudoku
Kelime Avı
Günlük Burçlar
Linkler
Arama
Site Haritası
İletişim
Sitenizi Ekleyin
Google'da Ara
Google
Önerilen Siteler
1-Bebe Vizyon
2-Herkonudan
3-Tartışma
4-Sitenizi ekleyin

Aktif Ziyaretçiler
Şu anda 1 ziyaretçi çevrimiçi
Pardus... Özgürlük İçin...
- Püf Noktaları - Flash oyunlar - Evlilik - Gebelik ve Bebek - Aşk ve Dostluk - Gerçek Yaşamlar -
- Kişisel Gelişim - İnternet - Komik Yazılar - Şifalı Bitkiler - Tarihten Hikayeler - Faydalı Bilgiler -
- Güzellik ve Makyaj - Otomobil - Sağlık - Teknoloji - Osmanlı'dan Kesitler - Yaşam - Bilim Adamları -


Eleştirmeyin, Kınamayın, Şikayet Etmeyin PDF Yazdır E-Posta
 
Okunma Sayısı 226
Digg!
Eleştiri zararlı bir kıvılcımdır, öyle bir kıvılcımdır ki övünç denilen cephane deposunun patlamasına yol açar. Acımasız eleştiriler ünlü bir İngiliz yazarın roman yazmaktan vazgeçmesine yol açmıştır. İnsanları suçlamaktansa onları anlamaya çalışalım.
Neden böyle davrandıklarını bulmayı deneyelim. Bu yol, eleştiriden çok daha yararlı olan sempati, hoşgörü ve sevecenlik doğurur. Çocuklarınızı eleştirmek istiyorsanız eleştirmeden önce Amerikan gazeteciliğinin klasiklerinden biri olan aşağıdaki yazıyı okuyun.

Unutmayalım ki, " Tanrı bile insanları yaşamının son gününe dek yargılamaz."
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bir dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.

Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.

Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın elini salladın ve “Güle güle babacığım” dedin. Ben ise kaşlarımı çattım ve “Dik dur!” dedim sana. Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum. Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu!

Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an için çıkmaya yeltendin. “Ne istiyorsun?” diye bağırdım sana.

Hiç bir şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın.
Kağıdım elimden düştü. Bana neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum çünkü. Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var. Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum.Bunları sana uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim. Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime sürekli, “O bir çocuk!” diyeceğim.

Ben seni büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim oğlum, çok şey bekledim. İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım. Ne yapmak istediklerini anlayalım.

Sempati, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır.
“Bilmek affetmektir.”

Dr. Johnson’ın da söylediği gibi, “Yüce ALLAH bile insanı son gününe kadar yargılamaz.” O halde neden biz yargılayalım?

Bu yazıyı öner...




Bu yazıyı başkaları ile paylaşın
Reddit!Del.icio.us!Google!Live!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!Spurl!Wists!Simpy!Blinklist!Furl!Fark!Blogmarks!Yahoo!RawSugar!Ma.gnolia!FeedMeLinks!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
Yayınlama yeri : , Yaşam
Anahtar kelimeler : Eleştirmeyin, Kınamayın, Şikayet Etmeyin

Okuyucu yorumları (0)

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Sözünözü - Anasayfa Anasayfa | Hikayeler | Faydalı Yazılar | Gerçek Hayattan | Komik ve Eğlenceli | Mesajlar | Oyun Eglence | Sudoku | Kelime Avı | Günlük Burçlar | Linkler | Arama | Site Haritası | İletişim | Sitenizi Ekleyin Sözünözü - Sayfa Başı

En Yeniler
Rastgele
SözünÖzü.com
Hayata yön veren hikayeler
(c) SözünÖzü 2006




Hosting Hizmetleri