İstenmeyen gelin-kaynana çatışmasında geline düşen görevleri bir önceki yazımızda ifade etmeye çalışmıştık. Bu problemin çözümünde kaynanaya da bir takım görev ve sorumluluklar düşmektedir.
İlk olarak kayınvalideler büyük olduklarını hiçbir zaman hatırdan çıkarmamalı, dolayısıyla da yaptıkları her davranışın büyük insanlara yakışır mahiyette olmasına azami gayret göstermelidirler.
Birçok soruna yaklaşırken gelinlerini öz kızları gibi görmeli, onların hatalarını gençliklerine vererek, büyüklüğün gereğini yani affetme, tatlı dille nasihat etme gibi yolları tercih etmelidirler.
Muhakkak ki yeni evlenen bir kız, kadınlığa ait birçok görevi hakkıyla yerine getiremeyecek, yemek, temizlik, evin düzeni gibi konularda bir takım sıkıntılar yaşayacaktır. Bu durumda kayın validelere düşen görev, onların sağda solda dedikodusunu yapmak, onları çekiştirip azarlamak değil, bir anne edasıyla onlara yardımcı olmaktır.
Yardımcı olayım derken de her işe burun sokup ayrı bir huzursuzluk çıkarmamaya da dikkat etmek gerekir.
Şöyle bir düşündüğümüzde acaba hangi anne, kızının kayınvalidesi tarafından devamlı surette azarlanıp huzursuz edilmesini ister ki?
Bu sorunun cevabı belli olduğuna göre kayınvalideler, kendilerini gelinlerinin annesi yerine koymalı ve onlara anneliğin gereğini yaparak şefkat ve merhamet duygularıyla yaklaşmalıdırlar.
Kayınvalideler, gelin oldukları dönemleri düşünerek şayet kendilerine haksızlık ve kötü muamele yapılmışsa onları tekrarlamak yerine o tecrübelerden dersler çıkarmalı ve davranışlarını ona göre belirlemelidirler.
‘Ben çektim, o da çeksin’ gibi bir yaklaşım tarzı ‘cahillikten başka bir kelimeyle ifade edilemez.
Gözden ırak tutulmaması gereken bir durum daha var ki o da zamanın çok hızlı değişim göstermesi. Bu hızlı değişim de doğal olarak kuşaklar arasında bir çatışmaya yol açmaktadır. İşte bu noktadan hareketle kayınvalidelerin gelinlerini kendi dönemleriyle özdeşleştirme yoluna gitmemeleri de son derece önemlidir.
Gelinimizin eksikliklerini devamlı surette oğlumuza taşıyarak sorunları büyütmek gelinimizin bizimle veya oğlumuzla arasını açmaktan başka hiçbir şeye yaramayacaktır. Bu şekilde çözüm aramak başvurulacak son yol olmalıdır. Hele hele bunu bilinçli bir şekilde ara açmak maksadıyla yapmak, dinimizin hiçbir değeriyle bağdaşmadığı gibi yuva yıkmak gibi ağır bir sorumluluğu da beraberinde getirir.
Oğlumuzu emanet ettiğimiz gelinimizin sorunlarına arkadaşça yaklaşmalı, ona adeta ikinci bir anne olmalıyız. Bunun meyvelerini yaşlandığımızda ve ahirette toplayacağımızdan da hiç şüphe etmemeliyiz. Şefkate ve ilgiye muhtaç olduğumuz o yaşlılık günlerinde etrafımızda cıvıl cıvıl oynaşan torunlar, bize hürmette kusur etmeyen evlatlar görmek istiyorsak gerekli tohumları zamanında atmalıyız.
Kaynak Yorumları Oku (0) ...
|